Son Haberler
Anasayfa / Köşe Yazarları / Düğün Fotoğrafçılığı hakkında kısa kısa

Düğün Fotoğrafçılığı hakkında kısa kısa

90 lı yıllarda rehberlik mesleği popüler oldu ve rehber sayısında müthiş bir artış oldu sonra Ecevit anayasa dosyasını fırlattı, devalüasyon oldu, kriz başladı, yurtdışı harcıyla birlikte turizm tamamen durdu

Yavaşladı demiyorum çünkü tamamen durdu, kelimenin tam anlamıyla bıçak gibi kesildi. O sıralarda Paris’de yaşıyor ve rehberlik yapıyordum. Türkiye’den Paris’e gelen türk turistleri gezdiriyordum. Mutlu ve eğlenceli bir hayatım vardı ve iyi para kazanıyordum. Kriz patlak verince, kendimi Grand LaFayatte mağazasında balıkçılık yaparken buldum.2000 li yılların başlarında Dj lik popüler bir meslek oldu. Herkes dj liğe özendi, kimileri işini bırakıp dj olurken, kimileri sadece hobi olarak yaptı.Son yılların 2 popüler mesleği tasarımcılık ve fotoğrafçılık.

Dikkatinizi çekerim, bu 2 meslek içinde hem yaratıcı olmak, hem zevk duygunuzun gelişmiş olması hem de iyi bir çevreye sahip olmanız gerekli.Google a baktığım zaman sürekli yeni düğün fotoğrafçıları görüyorum, onlara centilmen bir şekilde klübe hoşgeldiniz diyorum ama 3 tane düğün çekip, websitesi yaparak, sektöre balıklama dalmalarını, stratejik açıdan yanlış buluyorum.Sabırsızca davranıp, ilerde kazanacakları müşterileri şimdiden kaybediyorlar bence.Her ne kadar, sektördeki pay, müşteri memnuniyeti, arz talep, doğru fiyat politikası, şans faktörü, verimli çalışma, kurumsallık aşamaları önemli olsa da, bir düğün fotoğrafçısının ihtiyacı olduğu şey yeteneği ve bu yeteneğini pazarlama yeteneğidir.

Günde 100 lira kazanan da var, 5000 tl kazanan da var

Tabi yetenekle de iş bitmiyor, 14 saat hiç durmadan düğün çekecek fiziksel güce sahip olmak, farklı insanlarla çalışabilecek sabıra sahip olup, egolarını bir kenara bırakmış olmak, farklı pozları akıcı bir şekilde uyarlamak, insanları okuma yeteneğine sahip olup, onları motive edebilmeli, teknik konulara hâkim olmalı, ekipmanlarını zaman zaman güncellemeli, zamanı gelince gerekli reklam kampanyalarını yürütmeli, gerekirse pr desteği almalı, müşterileriyle gece gündüz iletişim kurup, onların ihtiyaçlarına cevap verebilmeli, ne yapacağını bilmeyen kişileri yönlendirebilmeli, herşeyden önemlisi sempatik olabilmeli ve fark yaratmalı.

Dışardan çok kolay gözüken bu meslek ilginç bir meslek çünkü bir fotoğrafçının günlük kaşesi 100 tl ile 5.000 tl arası değişebilir. Aynı bir futbolcunun, şarkıcının veya mankenin değerinin 1.000 tl veya yarım milyon tl arası değişebileceği gibi. Bu rakamlar neye göre değişir? Fotoğrafçının geçmişi, referansları, performansı, tecrübesi, sektördeki arz talep ve kendini pazarlayabilme yeteneğine göre değişir. Laf aramızda eğer para sizin için ön plandaysa, moda fotoğrafçılığını tavsiye ederim. Hayal bile edemeyeceğiniz rakamları kazanabilirsiniz. Paranın önemi yok, ben insanların en önemli günlerinde yanlarında olmak istiyor ve o duygusal anları ölümsüzleştirmek istiyorum diyorsanız, o zaman düğün fotoğrafçılığı doğru bir seçim.

Gelin ve Damatlara Tavsiyeler

Yaptığım görüşmelerde bana ‘’Efe Bey, düğün günü bize ne tavsiye edersiniz?’’ diye soranlar oluyor. Bende klasik bir cevap olarak her zaman her durum karşısında pozitif olun dışında, yakınınızdaki insanları düğün günündeki sorumluluklar için delege edin diyorum.Mesala masa düzeni için kuzeninizi veya aileden yakın birisini delege edin.En yakın arkadaşınız çiçekler ve yüzüklerle ilgilensin.Siz düğün organizatörünü, banket şefini, arkadaşlarınızı veya akrabalarınızı bu sorumluluklar için delege edince, inanın bana o günün stresi önemli ölçüde azalmış olacak.O kadar masraf yaptığınız, zaman ve emek harcadığınız bu önemli günde, kendinizi gereksiz ayrıntılarla yıpratmayın.Günün tadını çıkarın, enerjinizi ve zamanınızı bol bol fotoğraf çekimine harcayın.

Eros un oku erkeği vurdu

Kadın tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek 1 erkek ararken, erkek tek bir ihtiyacını karşılayabilecek tüm kadınları arar. Sonra bir gün aşk tanrısı Eros un oku erkeği vurur ve aklından hiç evlilik geçmeyen erkek, kendini bir anda düğün organizatörünün ofisinde veya düğün fotoğrafçısının ofisinde düğün çekiminin konseptini düşünürken bulur.Bu arada ofis demişken, uzun süredir ofisime gitmediğimi farkettim.Zaten genelde pek ofis adamı değilim, ofiste en fazla kağıtları buruşturup, çöp kovasına basket atarım.Stüdyo da Seyrantepe gibi sanayi mahallesi bir yerde olunca, en iyisi ben gelin ve damatların ayaklarına gideyim dedim.

Anadolu yakasında oturan gelin ve damatlarla görüşmek için haftanın bir günü karşı tarafa geçiyorum. Bu uygulamadan herkes çok memnun. Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçmek veya tam tersi olunca, sanki bir ülkeden başka bir ülkeye gitmenin psikolojisine giriyor insanlar.Uzun lafın kısası, görüşme için ofisime gelemeyenler olursa, Kanyon, Akmerkez, Astoria gibi avm lerde veya starbuckslarda buluşuyoruz.Gelin ve damatlara örnek fotoğraf veya videoları gösterdiğim zaman, yan masalarda oturan kişilerin de ilgisini çekiyor.Bir kaç defa, yanıma gelip, pardon kulak misafiri oldum, hatta göz misafiri oldum, işleriniz ne güzel, kartınızı alabilir miyim diyenler oldu.

Erkeğin 4 dakikaya, kadının 4 saate ihtiyacı vardır!

Erkek pantolonunu giydi, ayakkabılarının bağcıklarını bağladı. Saçına bir tutam jöle attı ve saçlarını arkaya doğru taradı.Tüm bunlar 2 dakika 14 saniye sürdü.Smokinin papyonunu annesi taktı.Son olarak telefonunu ve anahtarlarını cebine koyduğunda aradan sadece 4 dakika geçmişti.Huzurlu, sakin ve keyifli bir 4 dakika.

Kadın kuaföre gitti, saçlarını yaptırdı, yüzüne cilt bakımı ve makyaj yapıldı. Saçlar yapılırken çocukluğundan beri gittiği kuaförüyle tartışır çünkü saçı istediği gibi olmaz, ağlamaya başlar. Duygusallaştığı için ağlıyordur aslında ama bu ağlama kısmı makyaj yapılırken olmaz inşallah yoksa işler uzar gider. Manikür, pedikür, göze rimeldi, fardı, maskaraydı derken biz fotoğrafçılar kuaförde maskara oluruz. Stresli, duygusal, heyecanlı 4 saat.

İşte kadın ve erkek arasındaki fark. Damat 4 dakikada hazırlanırken, gelin 4 saatte hazırlanır.4 saat kuaförde geçen zamanda oysa ben 400 kare müthiş gelin damat fotoğrafları çekebilirdim ama kuafördeki keşmekeş bitmez. İşler uzar gider.

Benicio Del Toro Pozu

Gelin ve damadı pozlarken verdiğiniz pozları gelin daha dikkatli dinler, damat ise daha az dikkatli dinler ve birkaç defa tekrarlamak zorunda kalabilirsiniz. Gelinin çok güzel gözükme psikolojisi, damadın yakışıklı gözükme psikolojisinden daha ağır basar, belki de bu yüzden gelin daha iyi dinleyicidir. Damatların en sevdiği pozlardan biri, ceketini çıkarıp, sırtına koyması, kaşını kaldırıp sert bakması. Gelin arkandan sana sıkı sıkı sarılsın.Evet Benicio Del Toro gibi bakıyoruz dediğimde, damadın suratında gururlu bir tebessüm oluyor ve gerçekten bu tarz pozları sevdiklerini hissediyorum. Kadınların en sevdiği poz ise erkeğin diz çöküp, evlenme teklifi ettiği enstantaneyi canlandırdığı poz. Kadınlar hayatlarında en azından bir kez erkeklere diz çöktürme zevkini yaşıyorlar.

Bir de erkeklerin havada zıplayıp, topuklarını çarpıştırdığı bir poz var ki artık demode olmuş durumda. Herkesin düğün albümündeaynı karelere rastlanabilir.

5 senedir ayakkabının altına isim yazdırıyorum, sonuç 0

Ayakkabının altına isim yazılır, eğer o isimler birkaç saat içerisinde veya gecenin sonuna kadar silinirse, bu ismi yazılan bekar bayanların evleneceği anlamına gelir. Bende her düğünde geline rica edip, kız arkadaşlarının isimlerinin arasında kendi ismimi yazdırırım. Ayşe, Esra, Filiz derken arada Efe. Bence güzel bir gelenek, eğlenceli. Erkekler neden kendi ayakkabılarının altına evlenmek isteyen arkadaşlarının isimlerini yazdırmıyor?Demek ki kadınlar evlenmeye daha meraklı.Ayakkabı altına isim yazdırmalar, gelin buketini yakalamaya çalışmalar, bir koşturmaca, bir motivasyon, maşallah.

Madonna’nın 5 milyon sterlinlik davası

Kimi insanlar şanslı doğar, kimileri de şanssız.Şanslı derken, kimileri en lüks 5 yıldızlı otellerde, kimileri de kuru pasta limonatalı düğün salonlarında evlenir.Bence şanslı evlilik, uzun süren evliliktir.Günümüzde bazı evlilikler sadece birkaç sene sürüyor.Hatta Britney Spears in sarhoşken Las Vegasta evlenip, ertesi gün boşandığını (boşanma kısmı ayılınca oldu zannederim) Us Weekly dergisinden okumuştum.Önder Bekensir ve Süreyya Yalçın’ın evliliği de birkaç gün sürmüştü yanlış hatırlamıyorsam.Bugüne kadar ne düğünler ne evlilikler gördüm, zengini, fakiri, aşk evliliği ve mantık evliliğinden tutun her türlü düğün ve evlilik gördüm.

Geçenlerde Ankara’da bir düğün çektim.Damat tarafı muhafazakar, gelin tarafı modern.Bir kısım içiyor, dans ediyor, diğer kısım oturuyor.Kimi düğünler çok eğlenceli, fotoğraf makinesini bırakıp, dans edesiniz geliyor, kimi düğünler sıkıcı olabiliyor, bitse de eve gitsem diyebiliyorsunuz.Yönetmen eşi Gut Ritchie’den ayrılmasıyla gündeme gelen Madonna düğün fotoğraflarını izinsiz yayımlayan gazeteye 5 milyon sterlinlik tazminat davası açmış.2000 yılında basına kapalı törenle evlenen sanatçı, geçen yıl düğün fotoğraflarını yayımlayan İngiliz gazetesini dava etti.Fotoğrafları düğünün dekorunu yapan iç mimarın verdiği kaydedilmiş.Dava falan demişken, maalesef Türkiye’de telif hakkı konusunda fazla bir ilerleme kaydedildiğini düşünmüyorum.Bir gün bir gazetede,benden izin alınmadan yayımlanmış benim çektiğim bir düğün fotoğrafını gördüm, daha da kötüsü, bir kebapçının reklam panosuna koyduğu, mekanımızda her türlü düğün, nişan çekilir reklamında fotoğrafımı görünce bayağı şaşırmıştım.Daha da kötüsü, yurtdışından Türkiye ye yeni döndüğümde yani yaklaşık 3 sene önce evlilik fuarına gittiğimde, bir gelin dergisinde 2 fotoğrafımı görünce, dergiye telefon açıp, onları dava edeceğimi söyledim.Neyse daha sonra benimle iletişime geçtiler ve bir sonraki sayıda fotoğraflarıma ve adıma da yer vererek tam 12 sayfa bana yer ayırdılar ve iş tatlıya bağlandı.Sanatçıdan izin alınmadan, onun eserinin yayımlanması hırsızlıktan başka bir şey değildir.Bu konuda herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*