Son Haberler
Anasayfa / Genel / Düğün Hazırlıklarınız Sırasında İlişkiniz Bozulmasın

Düğün Hazırlıklarınız Sırasında İlişkiniz Bozulmasın

Günümüzde pek çok çiftin evlilik hazırlıkları aşmasında yaşadığı ortak sorunlar ve bunların çözümleri ile ilgili olarak klinik psikolog Çiğdem Soykan ile görüştük. İşte size basit ama önemli ,tüyolar…
Evliliğe giden yolda problemsiz çift yoktur; problemleriyle başa çıkmayı bilen mutlu çift vardır. Günümüzde pek çok çiftin evlilik hazırlıkları aşmasında yaşadığı ortak sorunlar ve bunların çözümleri ile ilgili olarak klinik psikolog Çiğdem Soykan ile görüştük. İşte size basit ama önemli tüyolar…

İlk sorumuz genç çiftlerin en çok merak ettiği konulardan biriyle ilgili. Bir ilişkide hangi noktada insanlar evliliği düşünmeye başlıyor?
O noktaya çiftler kendileri geliyorlar, yani evlenmek için birbirlerinin uygun adaylar olduklarını farkediyorlar. Tanışma ve ilişki sürecinde karşılıklı sevgi, saygı ve açık iletişim isteği varsa ve birlikte yaşamanın nasıl bir şey olacağına dair bir endişe taşımıyorlarsa bu çiftler genellikle evleniyorlar.
İlişkide evlilik kararı verildikten sonra en önemli şey aileler ile ilişkilerin düzenlenmesi. Doğru düzenlenmeyen aile ilişkileri, ileride problemlere sebep olabiliyor.
İkinci önemli konu da, ne olursa olsun evliliğe tam olarak hazır olunamayacağını iki tarafın da bilmesi.

Evliliğe hazır olmak diye bir şey yok mu yani?
Hayır yok. Çünkü evlenmeden önceki hayat ile evlendikten sonraki hayat bambaşka. Evlilik öncesi dönemde sorumluluklar daha az. Evlendikten sonra finansal sorumluluklar, birbirlerinin aile bireylerine karşı sorumluluklar hatta ileride çocukların sorumluluğu gibi yeni kavramlar çiftin hayatına giriyor. Dolayısıyla, evlenip birlikte yaşamak tamamen yeni bir şey. Bazı sorumluluklar ancak birlikte yaşamaya başladıktan sonra paylaşılıyor.
Bu yüzden bazı çiftler evlendikten sonra hayal kırıklığı yaşayabilir. Bize danışan çiftlerden bazıları evlendikten sonraki ilk senelerinde çok zorlandıklarını, evlilikle birlikte her şeyin çok güzel olacağını beklediklerini ancak karılaştıkları zorlukların onları hayal kırıklığına uğrattığını söylüyorlar.
Aslında böyle olması çok doğal. Evliliğin ilk yılı son derece zordur. Temel olarak çiftlere tavsiye ettiğimiz şey birbirlerini anlamaya çalışmaları, iletişimlerini etkili bir şekilde tutmaları ve çaba göstermeleri. Burada sihirli değnek aslında iletişim. Etkin iletişimi sağlamak için, birbirinize istek ve arzularınızı açık ve net bir şekilde söylemelisiniz.
İlk senenin işleri genellikle budur; herkes birbirinin sınırlarını algılamaya ve bu sınırlara saygı göstermeyi öğrenmeye çalışır.

Belli bir yaşın üzerindeki çiftler evlilik konusunda ailelerden baskı görüyorlar. Evlilik kararında aileler nereye kadar söz hakkına sahip olmalılar?
Geleneksel bir toplum yapımız var. Bu bakımdan, aile onayının evliliğe katkısı pozitiftir. Aile onayının olmadığı evlilikler çok yıpranıyor.Yine de bu karar, eğer aileden bağımsız yaşayabiliyorsanız, aileyi reddetmeden kendi başınıza vermeniz gereken bir karardır.
Kişi kendisine “Ben bu kişiyle hayat boyu yol arkadaşlığı yapabilecek miyim?” sorusunu sormalı. Çünkü evlilik ciddi bir ekip işidir. “Bu ekibi bu kişiyle mi kurmak istiyorum?” kararını kişi kendisi vermelidir.
Bu konudaki kültürel normlar eskisi kadar katı olmamakla birlikte, evlenmeden beraber yaşamak ülkemizde büyük şehirler dışında çok yaygın değil. Bu konuda karşılaşılan toplumsal problemler ilişkiye negatif olarak yansıyabiliyor. Türk nüfusunun çok büyük bir kesimi için birlikte yaşamak zaten mümkün değil.
Bu yüzden ben kültürel normların çok dışına çıkılmasını önermiyorum. Tabii bir de, evlilikte beraber yaşamaktan farklı olarak yapılan bir bağlılık anlaşması var. Bu anlaşma biriyle gerçek ve uzun süreli bir bağ kurmak anlamına geliyor.

Peki evliliğe hazırlık sürecine geri dönelim, evlilik ve düğün hazırlıkları dönemi stresli bir süreç. Bu süreçte yaşananlar çiftin sonraki evlilik hayatını ne şekilde etkiliyor? Bu sürecin çiftin ilişkisini olumsuz etkilememesi için neler yapılabilir?
Bu konu gerçekten çok önemli. Evlilik yaşantısında problemler çıktığında, çiftler bu problemleri geçmişte yaşanan ve bitirilmemiş sorunlara bağlayabiliyorlar. Evlilik hazırlıklarında yaşanan sorunların evlendikten sonra çiftlerin hayatında var olmaya devam etmemesi için o sorunların çözülmesi, sorunlarla ilgili duyguların bitirilmesi gerekiyor.
Evliliğe hazırlık süreci stresli bir dönem. Çiftler ve aileler arasında problemler yaşanması mümkün. Eşlerin bu noktalarda birbirlerini dinlemeye, anlamaya ve niyetlerini sorgulamaya ihtiyaçları var. Eğer niyetler iyiyse problemler çok büyütülmeden geride bırakılmalıdır.
Geçmiş geçmiştir, eğer geçmişte yaşanan problemlerle ilgili bugün yapılabilecek bir şey varsa bunu yapalım, ama eğer yoksa geçmiş problemleri geride bırakalım ve olumsuz duygularımızı bitirelim. Örneğin özür dilemek çok etkili bir yöntemdir. Çiftler yaptıkları hatalar için birbirlerinden özür dileyip karşı tarafın bu problemi geride bırakmasına yardımcı olabilirler.
Problemler karşısında takınılacak tutum, çatışmayı çözmeye yönelik olmalı, sürdürmeye değil. Yanlışta diretmek, konuyu konuşurken karşındakini suçlamak en kötü yöntemler. Bunlardan kaçınmak lazım.

Düğün organizasyonu ve ev kurma aşamalarında değişik zevk ve tercihler söz konusu olabiliyor. Bu süreçteki fikir ayrılıkları ve anlaşmazlıklar karşısında çift nasıl bir tutum izlemeli?
Bu süreç boyunca herkesin beklentisinin rasyonel olması gerekiyor. Bir beklentiyi oluştururken o beklentinin mevcut koşullara da uygun olduğundan emin olmak gerekiyor.
Örneğin çok büyük bir düğün isteyebilirsiniz ama bunu finanse edip etmeyeceğinizi bilmeniz gerekiyor. Kişilerin bu dönemde isteklerini açık ve net olarak karşıdakine iletmesi, karşıdakinin de bu istekleri kaşılayıp karşılayamayacağını söylemesi gerekiyor. Buralarda niyetlerin çok sorgulanmaması gerekiyor. Eğer biri “ Ben o koltuğu alabilirim.” diyorsa, alabilir. Alamam, diyorsa niyeti sorgulamadan kabul etmek lazım.
Tabii burada çok fazla kişinin beklentisi devreye giriyor. Ailelerin fikir ve istekleri oluyor. Önemli olan çiftlerin bir ekip ruhuyla davranarak ailelere ortak mesajlar vermeleri. Her şeyin mükemmel olmasını beklememek lazım. Sorunlar elbette çıkacaktır. Aslında hayatlarının en mükemmel dönemlerinde olan genç çiftlerin sorunlara değil de sürecin keyfine odaklanmalarını tavsiye ediyoruz.
Farklı gelenekler, farklı istekler, farklı hayaller olacaktır. Çiftler mümkün olduğunca karşıdakinin taleplerini yerine getirmeye çalışmalı, planlarını bütçeleri dahilinde yapmalılar. Eğer ailelerden destek alınacaksa ailelerin bütçelerini bilmeli ve isteklerini bu doğrultuda belirlemeliler. Belirlenen bütçenin üzerinde bir düğün planmak herkeste bir gerginlik yaratır. Belki bu düğün sağlanır ama bir zorluk altına girilir ve bu zorluk ilişkiyi negatif etkiler.
Tabii dünyada olan değişimlere paralel olarak ülkemizde de düğünlerle ilgili isteklerin çok desteklendiği bir dönemde yaşıyoruz. Maddesel istekler çok fazla destekleniyor. Tabii ki bir insan gelinlik giyecek, tabii ki sevdikleriyle beraber bir kutlama yapacak. Geleneksel uygulamaları ve ritüelleri izlemekte fayda var. Ama bunu yaparken bütçenin ve mevcut koşulların sınırları içinde hareket etmek gerekiyor.

Sorularımızı cevaplayarak ufkumuzu genişleten ve bize yol gösteren sevgili Çiğdem Soykan’a teşekkür ediyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*