Son Haberler
Anasayfa / Güzellik Ve Bakım / Genç ve güzel kalmak için anti aging yöntemler

Genç ve güzel kalmak için anti aging yöntemler

Kim istemez ki, her daim genç ve güzel kalsın. Açık konuşmak gerekirse, bunu ben çok istiyorum ve etrafımda ki tüm kadınlarda istiyor:) Ordan biliyorum ki, sizde hatta hepinizde istiyorsunuz. Eee istemekle olmaz diyor ve gençliği, güzelliği korumak için, sizlere anti aging yöntemler hakkında bilgiler sunuyoruz.. 

Teknoloji, hayata konfor katarken güzelliğimizden çok şey çalıyor. Stres hormonları yüzünden kadınların vücut şekli değişiyor Dr. Ümran İleri, “Yoğun strese maruz kalan günümüz kadını, anneannelerine göre daha tüylü ve daha kilolu bir hale geldi” diyor.

Tüketim sistemi, önce kadını strese sokup yaşlandırıyor sonra da bir yığın yaşlanma karşıtı (anti-aging) ürünü piyasaya sürüyor. Oysa kadınlar, anneannelerinin uyguladığı çok basit yöntemlerle de anti-aging yapabilir! Sıcak odada uyumamak, düzenli bir hayat sürmek, normal doğum yapmak, emzirmek ya da mevsiminde beslenmek hiç de servet harcanacak yöntemler değil!

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Estetik Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ümran İleri genç kalmak ve güzelliğini korumak isteyen kadınlara, servet harcamadan yapabilecekleri anti-aging yöntemlerini anlattı…

YÖNTEMLER AYNI SADECE FARKLI İSİMLER KONUYOR
Güzellik; her çağda insanları çok ilgilendiren bir konu… İnsanlar yüzyıllar öncesinde bile genç ve güzel kalmak için doğanın nimetlerinden faydalanmış. Güzellik adına pek çok buluş, tarih öncesi uygulamalardan aslında çok da farklı değil.

Eskiden güzelleşmek uğruna yapılan uygulamalara, biz bugün farklı isimler veriyoruz sadece. Bu anlamda günün en moda söylemi de ‘anti-aging’ yani ‘yaşlılığı önleme’ ya da ‘geriye yaşlanma’ oldu. Artık kimse yaşlanmak istemiyor!

YAŞLANMA SÜRECİMİZ DOĞUMLA BAŞLIYOR
Yaşlanma; doğar doğmaz yani çocukluktan itibaren başlıyor. Doğumla birlikte bu süreç, kum saati gibi akıyor. Dolayısıyla yaşlanmayı önlemek mümkün değil. Ama yaşlanmayı geciktirmek, sağlıklı yaşlanmak ve yaşlılıkta sağlıklı olmak mümkün… Anti-aging kavramını bu çerçevede değerlendirmek daha doğru olacaktır.

TEKNOLOJİ ÇAĞI KADINLARIN GÜZELLİĞİNİ ELİNDEN ALDI
Teknolojik gelişmeler konforumuzu artırdı ama uygulamadaki aşırılık ve yanlışlıklar, güzelliğimiz ve sağlığımızdan da bir şeyler kaybettirdi. İlerlemelere paralel olarak kaybettirmeye de devam edecek! İşin ilginç yanı; teknoloji sadece sonuçları düzeltme yönünde ilerliyor önlemede değil…

KADINLARIMIZ ERKEKSİLEŞTİ
Bence; günümüz Türk kadını geçmişteki güzel ve dişi hatlarını kaybetti. Artık kadınlarımız hem davranış biçimi hem de vücut yapısı olarak yakın geçmişimize göre daha erkeksi! Bunun en büyük etkeni ise tabii ki stres ve kadının çalışma hayatında karşılaştığı zorluklar. Sonuçta kadınlar, erkeklerden daha duygusal. Erkeklerin “Aman bana ne?” dediği olaylardan daha çok etkileniyorlar. Böylece de zamanla sertleşiyorlar.

AŞIRI STRESTEN DEV BİR SEKTÖR DOĞDU
İnsanları önce strese sokuyorlar, “Çalış, başar” diye zorluyorlar, daha sonra da “Aman, yaşlanmaya karşı önlem alın” diyorlar. Teknoloji çağının stresli temposu sayesinde de karşımıza inanılmaz bir sektör çıkıyor; güzellik sektörü! Hayat şartlarının neden olduğu yaşlanmanın önüne geçmek için insanlara bir sürü uygulama, cihaz ve ürün sunuluyor.

GÜNEŞ GÖRMEYEN CİLT SÜT GİBİ OLUYOR
Bana ameliyata gelen kadınların hemen hemen hepsi aynı: Çalışıyor, 40’lı yaşlarda, vücut deformasyonu var, yüzünde kırışıklıklar, sarkmalar olmuş. Bölgesel şişmanlama, memelerde büyüme ve yağlanma yaşıyorlar. Anneannelerimize bir bakın; güneş görmedikleri için ciltleri çok güzel ve pürüzsüz, süt gibi… Bizim vücudumuz ise güneşe maruz kalmaktan dolayı oluşan aşırı benlerle dolu!

KIRIŞMAMAK İÇİN SERVETE GEREK YOK
* Güzelleşmek ya da yaşlılığı önlemek için servet harcamaya gerek yok! Aslında anneannelerimizin kullandığı bazı basit yöntemlerle de çok etkili bir anti-aging yapabiliriz!

* 30’lu yaşlara geldiğimizden kırış kırış olmamak için 20’li yaşlardan itibaren dikkat etmemiz gerekiyor. Sigara içmeyip stresten uzak durarak kendimizi korumalıyız.

* Bunun için de öncelikle doğru yaşamayı öğrenmemiz lazım. Doğallıktan uzaklaştıkça vücudumuz stres durumuna geçiyor ve sürekli bir şeylerle savaşıyor.

STRES HORMONLARI ENSEYİ BİLE KALINLAŞTIRDI

* Stres; vücutta bazı hormonların salgılanmasını artırdığı için en önemli amacımız stresten korunmaktır.

BACAKLAR İNCELİYOR
* Stres hali uzun sürerse, kortizon gibi hormonları salgılayan böbreküstü bezleri büyür ve fazla hormon üretmeye devam eder.

* Stres hormonlarının aşırı salgılanması, gövdesel tipte şişmanlık dediğimiz; özellikle karın, göbek ve ense bölgesinde yağlanmaya sebep olur. Kıllanma oluşur, bacaklar incelir; vücudun şekli genel anlamda bozulur.

* 25 yaş üstü pek çok kadında bu vücut tipinin görülmesi tesadüf değildir.

HAYAT ŞARTLARI AĞIRLAŞTI KADINDA KILLANMA ARTTI
Vücudun sürekli savaştığı stres, zamanla östrojen seviyenizi bozuyor, kıllanmalar artıyor. Dikkat ederseniz, toplumda herkes daha kıllı hale geldi. Normalde kadının yoğun kıllanması; koltuk altı ve cinsel bölgededir. Kollar ve bacaklardakiler ise ayva tüyü tabir edilen kıvamdadır. Anneannelerimize ve teyzelerimize bakın; özel bölgeler dışında aşırı bir kıllanma yoktur. Şimdiki kadınlarınsa tüm vücutlarında kıllanma var.

AYAKLARINIZI SICAK KAFANIZI SERİN TUTUN, ZAMANI DURDURUN

KLİMA ÇIKTI CİLT BOZULDU
Bünyemiz dört mevsime göre ayarlıdır. Vücudumuzun kışın üşüyüp titremeye, yazın da terlemeye ihtiyacı vardır. Klimalar ve kaloriferler, ortamı sürekli sabit bir sıcaklıkta tuttuğu için artık insanlar ne üşüyor, ne de terliyor. Oysa soğuk havaya da ihtiyacımız var. Soğuk; hem cildi hem vücudu diri tutuyor.

SOBALI EVDE ŞOK ETKİSİ OLUR
Eskiden sobalı evlerde, sıcaktan soğuğa geçişlerde ciltte şok etkisi oluşurdu. Bu şok, anti-aging görevi görürdü. Soğuk odada yatan, sabah dinç bir şekilde uyanır. “Ayağını sıcak başını serin tutacaksın” sözü, boşuna söylenmemiş! Sıcak ortam havayı kurutur. Bu durum bütün organlarımız gibi cildimizin de oksijenlenmesini azaltır. Akciğer ve kalp bu ihtiyacı karşılamak için daha çok çalışır ve yorulur.

SICAK ODA BURUŞTURUYOR
28 derece sıcaklıktaki bir odada uyumak neden sakıncalı? Bu ısıdaki bir odada beyin oksijen alamadığı için bütün gece yaşlanır, sabah yorgun uyanırız. Zararlarını ilk etapta görmesek de 30’lu yaşlara geldiğimiz zaman olumsuz etkisi kırışıklık olarak bize geri döner.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*