Son Haberler
Anasayfa / Köşe Yazarları / Yerli ve Yabancı Düğünler

Yerli ve Yabancı Düğünler

Yerli ve yabancı düğünleri ülkeden ülkeye göre değil de kültürden kültüre göre genellemek daha doğru olur.

Made in Turkey Düğünler

Mesala bir hint düğünündeki damat ve gelin müslüman ise, düğünde alkol olmaz ve fazla dans edilmez, bunun neticesinde düğün erken biter.Aynı şekilde Amerika’da Mormonların düğününde de alkol olmaz, buna bağlı olarak az dans ve gecenin erken bitişi görülür oysa bir budist hint düğününde veya herhangi klasik bir amerikan düğününde alkol alınır, çok dans edilir, gece geç biter.

Tabi farklı kültürlere bağlı olarak, farklı düğünler görebileceğimiz gibi, bir diğer önemli kriter de, düğündeki davetli profilidir.Türk veya yabancı düğün olsun, gecenin sonunda birbirini havuza atan damat ve arkadaşlarını gördüğüm gibi, düğünde genelde gece 1 civarı başlayan after hour party dediğimiz partiye gelin ve damadın ailesi ve bir üst jenerasyonun katılıp, after hour party gibi normalde çılgın geçmesi beklenen partilerin son derece sakin bir şekilde geçtiğini de görmüşümdür.

Salsalı olsun Meksika düğünü!

Yani bir genelleme yaparken, İskoçyalılar cimridir, Arnavutlar inatçıdır (ben de Arnavutum ve hayır inatçı değilim, hayır dedim, inatçı değilim!!), İtalyanlar yalancıdır, Venezüellalılar güzeldir gibi genellemelere karşıyım.Genellemeler yapılırken, düğünler kategorize edilirken, insanların kültür ve gelir düzeyi, sosyal statüleri ve backgroundları önemlidir.Herkes düğününü kendi öz kültürüne yakın unsurlarla örtüşecek şekilde yapmalı ki, tüm davetliler hoşça vakit geçirebilsin.Mesala bir Meksika düğününde geceye valsle başlandı ve bütün gece klasik müzikler çalınarak, ağır ve sıkıcı bir hava yaratıldı.

O müzik seçimi belki Avusturya’daki bir diplomat aileye daha uygun olurdu.Meksika ve meksika düğünleri denilince aklıma ilk gelen şeyler, salsa, merenge, deliler gibi dans eden kıvrak latinler, çok eğlenen insanlar, gecenin başında dolu, sonunda boşalan tekila şişeleri.Türk düğünleri denilince ilk aklıma gelen şeyler, eğer damat ve gelin elit bir tabakadan gelmiş ise, güzel bir düğün mekanı, patlayan volkanlar, havaifişekler, çocukluk resimleriyle başlayan sıkıcı bir barkovizyon,yabancı müziklerle dansın yanında, ilerleyen vakitlerde halay, 20 tane davulcunun aynı anda davul çalması, erkeklerin smokin giymesi, kadınların güzel gece elbiseleri, after hour party ile gecenin bitmesi.

Kayınço, bacanak, görümce, baldız

Eğer damat ve gelin daha oryantal bir kültürden geliyorsa, ilk aklıma gelenler geline baba veya bir aile büyüğü tarafından kırmızı kuşak bağlanması, erkek tarafınının gelini evden alması, takı töreni.Ah o takı törenleri yok mu, bana hep komik gelmiştir.Damadın amcasından yarım altın, kayınçodan trabzon burma bilezik, bacanaktan beşibiryerde.Benim canım sıkılınca aklıma bu kelimeler geliyor ve gülmeye başlıyorum, kayınço, bacanak, görümce ve baldız gibi.

Düğün fotoğrafçısı kelimesi de aslında kulağa garip gelen, karizması olmayan ve bence komik bir kelime.Yazın Türkbükü’nde Maça Kızı Otel’de denize girdim, sala yüzdüm ve salda güneşlenirken yanıma kokoş bir kadın geldi.Benimle konuşmaya başladı, birkaç ortak arkadaşımız çıktı, muhabbet koyulaşmaya başladı neyse bana ne iş yaptığımı sordu, ben de düğün fotoğrafçısıyım dedim ve gülmeye başladı.Ben de gülmeye başladım ve dakikalarca güldük.Neyse artık ne iş yapıyorsun diye soranlara Efe’s Photography adında fotoğraf ve video hizmeti veren bir şirketim var diyorum.Neyse dönelim konumuza, hangi kültür veya gelir seviyesinden gelirse gelsin

Türk düğünlerinin ortak noktası, organizasyon şirketi veya düğün mekanı tarafından son kuruşuna kadar parası alınmış damat ve gelin sabah uyanır, damadın işi rahattır, onun hazırlığı 5 dakika sürer, gelin 3 hatta 4 saatlik bir saç, makyaj maratonuna girer.Kuaförler normalde alacakları ücretin 10 katını aldıkları için, o saçı en az 3 saatte yapmaları gerekir.Bu işi reklam filmini 24 saatte çeken yönetmenlere benzetirim.Sette reklamı çekilen markanın temsilcileri olduğu için ve o markadan yüksek ücretler alındığı için 8 saatte çekilecek bir reklam filmi, göz boyamak için 24 saatte çekilir.24 saatte çekilen bir reklam filminde oyuncular beklemekten yorulur ve kamera karşısına uykusuz ve yorgun çıkarlar.Bence saç ve makyaj güzel olduktan sonra 1 veya en fazla 2 saatte bile yapılabilir.Neyse daha sonra tüm vakit kuaför ve makyözle geçirildiği için çok az kalan sınırlı zamanda dış mekan çekimi yapılır.

Oxford’da düğün vardı da, gitmedik mi?

Tarihi eserlerin olduğu bir yere, deniz kıyısı veya bir parka fotoğraf çekmeye gidilirken, eğer gelir seviyesi düşük semtlerden geçilirse o çok şirin ufaklıklar tarafından saldırıya uğranır.Bu çocuklar, arabanın kaputunun üstünde, araba 60 km hızla gitse bile, çok rahat durabilir.Onlar bu hırsı ev ödevlerinde gösterse, Harvard veya Oxford Üniversitelerine bile kabul edilebilirler.Neyse 3 saat olarak planlanan dış mekan çekimi 30 dakikaya sığdırıldıktan sonra, özellikle İstanbul’da trafiğe kalma korkusuyla düğün mekanına gitmek üzere yola çıkılır.

Trafik keşmekeşinden korkanlar eğer güzel bir mekanda evlenirlerse yani o mekanın içinde fotoğraf çekilebilecek güzel bir bahçe veya güzel arkafonlar varsa, çekimler orda yapılır.Damat ve gelinin etrafındaki akrabalar bütün gün fotoğraf çektirmeyip, tam siz gece 2 de ayrılacakken, fotoğraflarınızı çekmenizi isteyebilirler, bu yüzden tüm aile bireylerini ve arkadaşları çekmekte fayda vardır.Başkalarını çekerken geline çaktırmadan çekmelisiniz çünkü gelin kıskanabilir, sonuçta o gün gelinin en mutlu günüdür.Damadın ise hayatının bittiği gündür.Herkes damada gülümser ve iyi davranır.Şef garson, yemekler güzel olmuş mu diye sorar, yani bahşiş ister, mekan fotoğrafçıları düğünün sonunda damatla küçük bir toplantı yapar ve satılmayan tüm fotoğrafları satmaya çalışır, davul ve zurna çalan müzisyenler, zurnayı damadın kulağının içine sokar.

Ben dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bahşiş istendiğini görmedim.Turizm otelcilik mezunu birisi olarak, bence hizmet sektöründe katedilmesi gereken çok yol var.Bu yazdıklarım kaliteli bir mekanda veya 5 yıldızlı bir otelde genelde olmaz ama sektördeki en iyi düğün organizatörleri bile size düğünün nerde ve kaç kişi olacağını sorar.Bu kriterleri öğrendikten sonra size bir fiyatlandırma yapar.Bence fiyatlar fix olmalı, herkese eşit davranılmalı, düğün mekanına göre fiyat verilmemeli.Neyse tüm türk düğünlerinde ayağa basma geleneği vardır.Hatta batılı kültürlerde gördüğümüz gelin buketini bekar bayanlara atma ve ayakkabının altına bekar bayanların ismini yazma gelenekleri de artık nerdeyse tüm Türk düğünlerinde var.

Ay sen ufacıktın, elimizde büyüdün!

Nikah kıyıldıktan sonra masalar gezilerek, herkesle tek tek öpüşülerek ‘’ay ben senin çocukluğunu bilirdim, ufacıktın, elimizde büyüdün’’ gibi muhabbetler yapılır.Bu diyalogları gelin ve damat hatırlamaz, masadan masaya sürüklenirler, daha sonra düğün videosunu izleyerek, a Cengiz abilerde gelmiş gibi yorumlar yapılır.Yaklaşık 2 saat içerisinde tüm takılar toplanır.Toplanan takılarla düğün masrafı çıkmışsa, bu sizin iyi bir çevreye sahip olduğunuzu gösterir.Düğünün en heyacanlı anı, nikah töreni başlamadan önceki bekleme anıdır.

Gelin ve damat soğukkanlı kişiler değilse, midelerine kramp girer, saniyeler dakikalar, dakikalar saatler, saatler günler gibi geçer.Bu bekleme anında saçları kırlaşan, gözlerinin altı çöken damatlar gördüm.Bu bekleyiş anındaki en anlamsız soru, zeka seviyesi düşük düğün organizatörü veya arkadaşlar tarafından ‘’Heyacanlı mısın?’’ sorusudur.Bu fotoğrafçının fotoğrafınızı çekebilir miyim veya damadın geline seni öpebilir miyim? gibi bir şey sormasıdır.Bu soruyu sormak yerine onları yatıştırmak için geçmişteki eğlenceli hikayeler anlatılabilir, balayı destinasyonu hakkında konuşulabilir veya fotoğraf çektirebilir.

Çukulatalı pastanın üstündeki vişneyim

İyi fotoğrafçı bir olaya her yönüyle, farklı açılardan bakabilendir.Bakış açım biraz karamsar, biraz gelin ve damatları organizasyon bozukluklarından, etraftaki tehlikelerden korumak ve uyarmak adına yazılmıştı ama şimdi o güzel çukulatalı pastanın üstündeki vişne olmaya karar verdim ve size bir türk düğününü diğer yabancı milletlerin düğünlerinden ayırarak kısaca şöyle özetleyeceğim.

Geçenlerde katıldığım bir düğünde 15 senedir görmediğim liseden arkadaşlarımı gördüm.Bu kadar kalabalık bir topluluk başka hangi vesileyle biraraya gelip, bu kadar eğlenebilir ki? Bu toplanmalar o kadar hoşuma gidiyor ki, tüm arkadaşlarımı aynı gün, aynı mekanda görebilmek için bir gün numaradan düğün yapacağım. Düğünün en güzel tarafı, etrafınızda en sevdiğiniz insanlar vardır, rengarenk masalar, mis gibi kokan şık insanlar.Yepyeni bir hayat başlayacaktır, yıllardır peşinizde koştuğunuz o insanla tüm ömrünüzü birleştireceksiniz.

Balayı odasında yatağın üstünde zıplayacak, yastık savaşı yapacaksınız, düğündeki en yakın arkadaşlarınız sizi havaya atacak, mavi bir gökyüzünde balonlar uçuşacak, eline mikrofonu alan, sizinle ilgili güzel anılar anlatacak, şampanyalar sular gibi akacak, herkes mutlu olacak..Gelinin babası hariç.Onlar genelde fotoğraflarda üzgün, endişeli bakarlar.Yıllardır evinde yaşayan biricik kızı artık o evden ayrılmıştır.Artık onu hergün değil, belki haftada bir gün görebilecektir.İşte bu yüzden fotoğraflar var ya, hergün göremediğimiz insanların fotoğraflarına bakarız.Bazen ofiste masamızın üstünde bir çerçevede, bazen facebook ta profil resmine bakarak hasret gideririz.Düğün fotoğraflarına da yıllarca bakılır, kavga edince ortadan ikiye yırtılır, barışınca tekrar yapıştırılır.Türk veya yabancı bir düğün farketmez, günün en eğlenceli kısmı da fotoğraf çekilirkenki anlardır.Havaya hoplanır, zıplanır, vakit nasıl hızlı geçer anlamazsınız…

Hollandalılar Tuzluk Biberlik, Vietnamlılar Çatapat herkes ayrı telden!

Bence düğünler dünyanın her yerinde aynidir, tıpkı tüm kadınların ayni olduğu ama hepsinin de özel olduğu gibi.Biraz da yabancı düğünlerden bahsedeyim, mesala Amerikan düğünleri sanki 5 yıldızlı bir otelin animasyon takiminin yarattığı atraksiyonlar, sanki Hisseli Harikalar Kumpanyası gibiyken, bizim düğünler biraz daha sadedir. Amerikan düğünlerinde ortasında gelin ve damadın oturduğu uzunca bir masa vardır. Bu masanın diğer üyeleri gelin ve damadın en yakin arkadaşları olup, hepsi ayni tarz, ayni renk kıyafet giyer ve bu masa diğer tüm davetlileri görecek bir şekilde onlara dönüktür.

Aksam yemeği başlamadan önce damat ve gelin in arkadaşları şampanya kadehi kaldırıp, çocukluk veya akademik hayatlarıyla ilgili anılar anlatıp, evlenen çiftlere mutluluklar dileyerek, konuşma yaparlar. Yemek bittikten sonra gelin ve damat ilk dans, daha sonra gelin ve babası, damat ve annesi dansları yapılır. Bu danslar bitince tüm davetliler dans eder ve gecenin dj i veya sunucusu 10 seneden fazla evli olanların dansa devam edeceğini diğerlerinin dans pisti dışına çıkmasını rica eder. Bu 15, 20, 30 ve 40 seneden fazla evli olanların elenmesine kadar devam eder. Salonda en uzun sureli evli çift seçilir ve onlar dans eder. Okullar da örnek öğrenci seçilmesi gibi bir şey herhalde. Bakın yani 48 sene evli kalmışsınız ve bunun ödülü salondaki herkes size imrenerek bakıyor. Daha sonra para dansı baslar, damadın önünde bayanlar, gelinin önünde baylar sıra yapar ve aşağı yukarı yârim dakika dans edip, damada bayanlar, geline de baylar para verir.

Bu para genelde 1 dolar gibi sembolik bir şeyken, bazen 5,10 veya 20 dolar verenlerde olur. Tüm davetliler gelin ve damatla dans etme şerefine erdikten sonra en heyecanlı kısma gelinir. Davetteki tüm bekâr bayanlar çağırılır ve gelin arkasını dönerek onlara çiçeğini atar, kimi düğünlerde kıyasıya saç saça, başbaşa mücadele olurken, kimi düğünlerde bu eğlence sakin geçer.. Hollanda düğünlerin de hediye olarak tuzluk ve biberlik verilir. Amerikan düğünlerinde damadın gelini tam nikahtan önce görmemesi gerekir çünkü nikah başladığında gelin nikahın kıyılacağı yere kadar babasının kolunda gelir ve gelinin babası gelini damada teslim eder.Kimi kültürlerde nikah töreni kilisede, kiminde sinagogta, kiminde tapınakta, kiminde sahilde kıyılıyor.

Hint düğünlerinde astroloji konusunda uzman biri gelin ve damadın burçları, onların yıldız haritaları, geçmişi ve gelecekleri hakkında bilgiler verir ve yorumlar yapar.Vietnam düğünlerinde, damat ilerde çapkınlık yapmasın diye, damadın kemerinin etrafına çatapatlar bağlanır ve bu çatapatlar patlar.Bu komik, eğlenceli ama damadın geline karşı sadakatini koruması için yapılan sert bir uyarıdır.Kamboçya düğünlerinde damat geline nikah töreninden önce muz verir.Davetliler ise ellerinde meyve tepsileri ve şemsiyelerle düğün mekanına beraber yürürler.Filistin düğünleri haremlik selamlıktır.Erkekler ve kadınlar ayrı salonlarda eğlenir ve mümkün olduğunca biraraya gelmezler.Gelin ve damadı sadece 5 dakika beraber fotoğraflarını çekerken bir arada görmüştüm.Bir çok kültürde pirinç bereket ve bolluk anlamına gelir, bu sene çektiğim hem italyan, hem ispanyol hem de bir türk düğününde gelin ve damadın üzerine pirinç atıldı.

Lambada, salsa, cha cha, rock’n roll, twist figürleri aynı şarkıda

Her düğün ayrı bir hikâye, her düğün ayrı bir mutluluktur. Alaska da helikoptere binerek sadece helikopter pilotu, damat gelin ve nikâh memurundan oluşan buzulun üstünde çektiğim bu çok soğuk ama çok orijinal, davetlilerin sadece foklardan oluştuğu buzullar üstündeki düğünden, Las Vegas da nikâhı kıyan Elvis Presley kostümlü nikâh memurunun kıydığı düğüne kadar birçok düğünü fotoğrafladım kısaca dünyanın dört bir tarafında düğün çekmiş biri olarak Türk düğünlerinin her zaman çok daha özel olduğuna inanırım.

Türk düğünlerinde eğer davette 300 kişi varsa, bu kişinin 250 kişisinin halay çektiği anlar yaşanır. Halaya katılmayan 50 kişide ya yaşlılardır, ya da küçük çocuklardır. Aynı şekilde 6 bayanın aynı anda tuvalete gidip davetteki kişiler hakkında fikir alışverişi yaptığı gene bizim düğünlerimizdir. Dans pistinin ortasında harmandalı, misket oynayanlar, halay çekenler,horon tepenler, hızını alamayıp davulun üstüne çıkan lambada, salsa, cha cha,rock’n roll, twist figürlerini aynı şarkıya sığdırabilen renkli insanlarımızla, en renkli düğünler Türk düğünleridir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*